Gölden çıkıp Tuna'ya doğru yaklaşınca, orada da "gölle aynı adı taşıyan" ufacık bir ada var. Birbirleriyle alakaları yok ama birini sevince öbürünü bırakmak olmaz.


Budapeşte'nin yazları sıcak olmakla birlikte, Ağustos ayları hemen her sene sözbirliği etmişcesine soğuk geçmekte. Şehrin kuzeyindeki Hajogyari adasında düzenlenen Sziget Festivali de her sene tam bu ayın ilk yarısında gerçekleşince, yağmur çamur deryası içinde "acı ve zevk"i birarada yasamaktan başka çare kalmıyor. Bu seneki festivalin ağır-topları vaktiyle fırtınalar estirmiş, şimdi o fırtınaların tozunda kalmış isimlerdi genelde.
Chemical Brothers, Nine Inch Nails, Madness, Faithless, Sinead O'Connor... Bunlar dışında The Rakes, Razorlight, The Hives, Killers gibi ekipler yaş ortalamasını biraz aşağı çekti ama festivale ivme kattıkları söylenemez. Pink'i nereye koyacağımı ben de bilmiyorum. Ama Manu Chao, Cesaria Evore veya -festivalin bana göre en güzel anlarını yaşatan- Rachid Taha gibi starlarıyla World Music Stage, bu seneki festivalin lokomotifiydi denebilir. İşitsel kısmın sıkıcılığına rağmen Chemical biraderlerin görsel şovu (bkz: resimler) ve Eagles Of Death Metal'in seyirciyle muhabbeti festivalin güzel hatıralarına ilave.
Avam-rok kanadından musiki dünyamıza taze bir "soluk".. "Ben onları daha kuruldukları zamanlardan bilirim" diyeceğim için mutluyum, gururluyum.. Kimdir, nedir, ne çalarlar, söylerler.. İşte adresi: www.sakareller.net
Bir insan hem tamamen ayrı bir kulvarda seyreden mesleğini, hem de kendi özel yaşamını bu kadar dengede tutacak, bununla yetinmeyip yıllar boyu incelttiği pop gurmeliğini radyodan (Dünya Dönüyor) matbuata (Gazete Pazar, Radikal..), kitaplardan (Bak Bir Varmış Bir Yokmuş) televizyona, aynı heyecan ve dirilikte taşıyacak, üstüne üstlük birbirinden uzak-yakın, yüzlerce yıldızın geçit yaptığı bir günlükle, son birkaç yılın satır aralarını, en hınzırca bakışıyla (o döneme gelene kadar son iki çeyrek asrı hatmetmiş birinin enginliğiyle) ama yine keyif saçarak bize nakledecek... "Eleştirmenin Günlüğü", günlük filan değil, ilmek ilmek kayda gecmiş bir hayat defteri. İçinden en cok pop geçiyor, ama eninde sonunda hayatın kendisi olup çıkıyor. Gördüğümüz, okuduğumuz, haberdar olduğumuz, daha doğrusu hep öyle sandığımız alemin sahne arkasına kocaman bir mercek tutuyor. Yıllar sonra Türk Popu'nu eşeleyecekler için eşi bulunmaz mücevherler saklıyor.